22 Aralık 2025 Pazartesi

YENİ HOBİ ŞİDDET





Dünyanın gelecekteki sorunu ne iklim sorunu ne yaşlanan nüfus ne de azalan kaynaklar olacak.


En büyük sorunu “ ŞİDDET” olacak.


Şiddet alışkanlıkla değil, kontrol kaybıyla ivme kazanır. Başka dil bilmeyen insanların başvurduğu yoldur. Sessizliğin itaat olduğunun düşünüldüğü topluluklarda etkindir. Müsamaha gösterilirse düzenin size getirdiği bir ayrıcalıktır. Çünkü şiddet uygulayan kendini suçlu hissedecek mekanizmalara maruz bırakılmaz.


Çocuk yetiştirmekten başlayarak yetişkin yaklaşımına kadar defalarca elimi sürdüğüm bu mesele üstünü örtmeye çalıştığımız bir balon olarak büyümeye devam ediyor.


Mağduriyetlerin kendi içlerinde yaşandığı, hayat böyle işte denilip geçildiği kafalarda, hayır kelimesinin para ile kullanıldığı zanneden insanların şiddet alevini körüklediği toplumlar oluşuyor.


Filmlerde defalarca izlediğiniz para ile adam öldürülen sahnelerine benzer, Bosna Savaşı sırasında Saraybosna'da yabancı zenginlerin, para karşılığı Müslüman sivillere yönelik "keskin nişancı safarisi" ne her gün yeni iddiaların eklenmesi insan doğasının bu yanının kabul edilebilir olduğunu göstermiyor maalesef. Aksine bu ise apayrı bir şiddet.


Bir de ekonomik buhranın strese, onun da şiddete neden olduğu istatiksel bir gerçek var.  Toplum dinamiklerinin yaşam formlarını olumlu tetikleyebilmesi için asgari geçim standartlarının sağlanması gerekmektedir.


Bu bir zorunluluktur.  Çünkü hayal kırıklıklarının hayatının bir standartı haline gelmiş insanlar bu duygularını öfkeye çevirir. Öfke de karşılığını çoğu zaman bağımlılıkta ya da şiddette bulur.


Avrupa ülkeleri bu tür şiddet eylemlerini en aza indirmek için ücretsiz psikodestek merkezleri açmayı uygun gördü.


Ülkemizde şiddet unsuru olarak erkekleri ön planda gördüğümüz için kadınlar için düşünülebilen her şeyin erkekler için de uygulamaya geçmesi fark yaratabilir. Zira hobi ve spor merkezleri ile insanları daha çok –kadınları- üretime teşvik ederek daha empatik bir toplum üretmek hedefleniyor. Ancak bu konunun kadınlarla sınırlı kalması problemleri tek taraflı çözmeye çalışmak gibi geliyor bana.


Öncelikle şiddet tüm dünyada halk sağlığı olarak özümsenip, paraprofesyonellere, okul ve aile içi eğitime odaklanarak çözülebilecek uzun soluklu bir yoldur.

BUMERANG 1984

Avusturalya yerlilerinin kanguruların kafasını karıştırmak için kullandıkları alettir Bumerang.


Dünyada düzgün giden bir şeyler bulmak için ülkeleri mikroskop altında incelemeniz gerekiyorsa bu kelime size oldukça fazla şey anımsatacak.


O kadar çok şey o kadar kısa zaman aralıkları ile gerçekleşiyor ki George Orwell’ın dediği gibi insanlar her şeyi yutuveriyorlardı ve yuttukları onlara zarar vermiyor, tıpkı bir tahıl tanesinin bir kuşun bedeninden geçmesi gibi, ardında kalıntı bırakmıyordu.


Tam da bugün Trump Gold Card’ın ayrıcalıkları kitaptan bir sayfa gibi önümüze açılıyor.


Zenginliğin bir ayrıcalık olarak kalmasını arzu eden nice insan eğer kalkarsa hiyerarşik düzenin altüst olacağının farkında. Yine 1984’de yazdığı gibi boş vakit ve güvenlik haklarından herkes aynı ölçüde faydalanırsa, normalde yoksulluktan aptallaşmış olan çoğu insan okur yazar olacak ve kendi başlarına düşünmeyi öğrenecekler.


Cehalet güç olarak kullanılmaya devam edildikçe tarihsel değişim dünya olarak karşımıza defalarca kez başa döndürecek bizi aynı bumerang gibi. Farklı kişilerle, farklı zamanlarda, farklı para birimleri ile.


Ortak olan şey ise hiyerarşik düzen aynı kaldığı sürece iktidarda kimin olduğunun uzun vadede hiçbir önemi yok.


Bir milyon doları olan herkes ABD’ye gidip istediği gibi yaşayabilir diyor Trump Gold Card ama aksi takdirde bu hiyerarşiye dahil olmayanlar son beş yıllık sosyal medya paylaşımlarını bile dökülmek zorunda bırakılacaklardır.


En çok ta kendini özgür sayanların en iyi köleler olduğunu unutmadan, dünya üzerinde artık insanların gözüne soka soka, sakınılmadan, arka kapılara gerek duyulmadan hiyerarşik düzenin korunma çabalarının karşılığını bulmaması gerekir.


Aksi takdirde yaklaşık MÖ 10.000’    e dayanan kalıntılarda bulunmuş olan bumerang görevini yerine getirecek, tarih, bize görmek istemediklerimizi göstermeye devam ederek aynı sirkülasyonu yaşamaktan şikayet etmeye bile vakit bulamadan ömrümüze son verecektir.

16 Aralık 2025 Salı

AZ ORTA İYİ PİŞMİŞ

 



AZ, ORTA, İYİ PİŞMİŞ


Sekiz dakikanın bir buçuk saate sığdırıldığı bir an hayal edin.


Milyonlarca insanın haberi olmadan saniyeler içinde ölme ihtimali %60.


Louis Brandeis’in söylediği gibi, üç çeşit yalan var. Yalan, kuyruklu yalan ve istatistik.


İstatistik, ölümün üzerine uyarlandığında önemini kaybeder. Neden mi?


Bir savaş filmini düşünün ki yüzlerce insanın öldüğünü gördüğünüzde gözünüzden bir damla yaş akmaz. Ama başrol oyuncusu öldüğünde “hayatını kaybetmiş olur”


Ekranda yıkımın gurur verici örneklerini, insanoğlunun en ironik yanlarını kaleme alarak aktaran yönetmenlerin, dünyanın kazara yönetiliyor olmasına gösterdikleri tepkiyi saygıyla karşılıyorum.


Bu filmlerin gişe rekorları kırmasını ise her izleyenin “iyi ki o ben değilim”i görüp rahat nefes almasına bağlamıyor değilim.


Felaket konusu listenin başındakiler olan uzaylılar, katil hayvanlar, zombiler değil beni etkileyebilecek olan insanın ve sebep olduklarının ta kendisidir.


“Dinamit Dolu Ev” filmi tam da buna örnek bir film. Dont Look Up’tan sonra ki favorim oldu.


İletişim engeli ile oluşturulmuş siyaset, duygusal zararların seçim kaybettirdiği bir sosyal medya, lojistik koşulların yaptırımları, ülkelerin bağımlılık içinde bağımsızlık ilan etme çabaları sonucu, bir fitille ateşlenebilecek savaşların ne kadar yakın olduğunu anlatmak ta film yönetmeni ve senaristlerine düşüyor.


Söz konusu; kazara ya da kasti olarak atılan bir nükleer bomba,  kimin dahi attığı bilinmeden karşılık vermeye hazırlanan başkanın önüne menü olarak verilen bomba ateşleme seçme “mecmua”sı filmin en ironik sahnesidir bence. Başkan hangi bölgedeki insanları bombalamalıyım diye sorumlu askere sorduğunda, asker, başkanım ben bölgeleri az, orta ve iyi pişmiş olarak ayırıyorum diyerek dünyanın kocaman bir menü kartelası olduğunu ortaya seriyor.


En ikonik sahnesi ise seçtiği bombaların ateşlenmesi için, şahsına münhasır, lazım olan şifrelerin yazılı olduğu küçük kağıdı dolarların içinden hem de cebinden çıkarması.


Varın siz düşünün ki o menü başkanın sürekli yanında dolaşan askerin çantasında orada oraya gidiyor.


Yani herkes filmin ismindeki gibi dinamit dolu bir evde yaşıyor.#zeuskız #dunyayafarklıbak #dynamiteofhouse #filmhayattır #film