Bir zamanlar televizyon ekranlarında Tayland parlamentosunda çıkan kavgaları izler, “Bir ülkede meclis böyle mi olur?” diye söylenirdik.Sandalyelerin havada uçuştuğu, milletvekillerinin birbirine fiziki müdahalede bulunduğu görüntüler bize uzak, hatta biraz “egzotik” gelirdi. Demokrasi kültürünün zayıflığına bağlar, kendimizi daha olgun bir siyasal geleneğin içinde görürdük.
Oysa bugün dönüp kendi ülkemize baktığımızda, TBMM çatısı altında yükselen tansiyon, sert söz düellolarından, fiziki itişmelere kadar varabiliyor. Dün eleştirdiğimiz tabloya bugün daha mesafeli bakamamak, aslında üzerinde düşünmemiz gereken bir mesele.
Demokrasi sadece sandık değildir; aynı zamanda tahammül, sabır ve karşıt fikre saygıdır. Farklı düşünceler elbette çarpışacaktır, ama bu çarpışma fikirlerle olmalıdır, bedenlerle değil. Bir ülkenin siyasal olgunluğu, kriz anlarında gösterdiği sükûnetle ölçülür.
Belki de asıl soru şudur: Başkalarının kavgalarını izlerken hissettiğimiz o eleştirel bilinç, kendimize ayna çevirdiğimizde de aynı netlikte mi?
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”Meclisin varlık sebebini ve sorumluluğunu hatırlatan en temel ilke olarak hatırlanmalıdır. Çünkü meclisin görevi susturmak değil tartışmaktır, tabi ki tartışma şiddete dönüşmeden.
Demokrasi yalnızca çoğunluk gücü değil, aynı zamanda kriz anlarında soğukkanlılık sınavıdır.Söylenenlere katılmamak sözü yarıda kesmek için sebep oluşturmamalıdır.
Meclis kavgalarının bir günde ortaya çıkmadığını, genellikle kutuplaşma, sert dil ve güven eksikliği birikiminin sonucu olduğu göz önüne alınırsa çözümün de siyasi dilin yumuşaması ve müzakere tekniklerinin uzlaşma için kullanılması üzerine odaklanması gerekir.
#demokrasi #siyaset #meclis #tbmm #siyasikulturu #tartisma #saygi #tahammul #fikir #toplum #dusunce #yazi #deneme #yazar #edebiyat #politikyorum #siyasetyazisi #toplumsalbakis #kamusalalan #democracy #politics #parliament #publicdebate #freedomofspeech #society #politicalculture #dialogue #civicdiscussion
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder