24 Nisan 2020 Cuma

Tiyatro Biletin Zeuskiz'da




ONLINE SEYREDEBİLECEĞİNİZ OYUNLAR

Ankara Devlet Tiyatrosu
Bornova Şehir Tiyatrosu
İstanbul Devlet Tiyatrosu
Eskişehir Şehir Tiyatroları
Van Devlet Tiyatrosu
Nilüfer Kent Tiyatrosu
Trabzon Şehir Tiyatrosu
Afyon Belediye Şehir Tiyatrosu
Tiyatro Pangar
Dostlar Tiyatrosu
Levent Üzümcü
Haluk Bilginer
Levent Kırca Tiyatrosu
Nejat Uygur Tiyatrosu
Kadro Pa
Proje No2
Mekan Artı
İTÜ Müzikal Topluluğu
Nazım Hikmet Kültür Merkezi
Galata Perform
Tiyatro Ak'la Kara
Tiyatro Oyunevi
Tiyatro Mundus
Hareket Atölyesi
Fulya Peker
FMV Işık Müzikal Topluluğu
Enka Tiyatro Kulübü
İçimizden Bir Ekip
Bonus




21 Nisan 2020 Salı

HORTLAK(IRKÇILIK) SİNYALLERİ


"Herkesin bu yürüdüğümüz, konuştuğumuz, öpüştüğümüz ve kucaklama yaptığımız sokaklarda bir zamanlar kan döküldüğünü anlamasını istiyoruz"

Bir grup ırkçılık karşıtı sanatçı.

Sosyal medyada paylaşılan bir videoda şu ifadenin yer aldığı bildirildi: “Artık siyah insanların restorana girmesine izin verilmediği bildirildi.”

McDonalds, duyuruyu öğrendiğinde geçici olarak restoranı kapattığını söyledi.

Şehirde Afrikalılar ve yerel halk arasında gerginlikler yaşanıyor.


Guangzhou, Afrikalı tüccarlar için mal alıp satan bir merkezdir ve Çin’in en büyük Afrika topluluklarından birine ev sahipliği yapmaktadır.

Topluluk liderleri BBC'ye verdiği demeçte, geçtiğimiz hafta, Guangzhou'daki yüzlerce Afrikalı, koronavirüsün Afrika halkı arasında yayıldığı söylentilerinden sonra otellerden ve apartmanlardan tahliye edildi.


Guangdong eyalet hükümeti ayrımcılık konusundaki endişelere Çin ve Afrika'ya iyi arkadaşlar, ortaklar ve kardeşler diyerek yanıt verdi.

Bakan, "bazı Afrika ülkelerinin endişelerine büyük önem verdiğini ve çalışma biçimini iyileştirmek için hemen çalıştığını" söyledi.

McDonalds, siyah insanlara yönelik yasağın “kapsayıcı değerlerimizi temsil etmediğini” söyledi. 

Birlik ve beraberlik naralarının yükselmesi gerektiği içten içe kavrulurken. İnsanların sokaklarda birbirine mesafeli dolaşmaktan öteye gidememesi zihinlerdeki ayrılığa beşiklik etmemeli. Bu yaşlı dünya, ırkçılık yüzünden çok ağladı. Plaklar tekrar dönmesin,  artık rafa kalkmadan kırılsın.

19 Nisan 2020 Pazar

Bakmak ve Görmek




ZEUS’UN KIZI; BAKMAK VE GÖRMEK
 İkisi çoğunuza aynı anlama gelen kelimeler olarak görünebilir. Aksine birbirinden o kadar ayrı anlamlara gelebilir ki kullanıldığı yere göre şaşırabilirsiniz .Sözlüklerde, bakmak ve görmek göstergelerinden her birinin yirmiden fazla anlamı vardır. Bakmak ve görmek ; farkına varmak, gafletten uyanmak, odaklanmak, sezmek, şahit olmak, kalben hissetmek, dikkat etmek gibi anlamları karşılayacak biçimde kullanılmıştır. Günümüz insanının geçirdiği evrim sonucu,  farkındalığın günden güne azalması etrafa verilen tepkilerin bölgesel olmasına ve gitgide şahsileşmesine neden oluyor. Herkes, oturduğu yerden verdiği tepkilerin, yerine ulaştığını düşünecek kadar umursamaz olmaya doğru yol alıyor. Her zaman gözünün önünde olan şeylere karşı aşinalık, onun aykırı bir durum olarak görülmesini engelliyor. Gözlerimiz ve algılarımız arasındaki bu uçurum bir süre sonra kapanması imkansız hale gelecek. Belki de geldi.
  Açlık Oyunları adlı üç kitaplık bir serinin perdedeki yansıması , The Hunger Games;  Capitol şehri etrafında toplanmış 12 bölgeden her yıl bir erkek ve bir kızın Açlık Oyunları adında  yarışmaya katıldıkları bir dünyayı anlatıyor. Açlık Oyunları dediğimiz şey ise ölümüne mücadele edilen bir kavga. Kişisel fikrim bir kitabı filme çevirmenin çok riskli olduğudur. Ama söz konusu olan filmin işlenişi değil bugün anlatmak istediğim konu ile alakalı olmasıdır. Filmin konusu, kura ile çekilen 24 kişinin –çocuk dahi olabilir-herkesin gözleri önünde, canlı yayında hayatta kalma mücadelesi vermesidir. Tek umut edilen ise kurada başka birinin seçilmesidir. İzleyenlerin içinde anne ve babaların da olduğu düşünülürse durumun ne kadar acıklı olduğu gözler önüne serilebilir. Benim, insanın, insan olma yolunda kaybettiği şeyleri görmesinin/bakmasının /farketmesinin  en güzel yolu olarak düşündüğüm, sinema  ve tiyatro yapabileceğinin en iyisini yapıyor. Ancak bunların ne kadarının farkında olunduğundan emin değiliz. Her karşınıza çıkan felaketten başkalarını sorumlu tutmak, sizin artık aynaya sadece sivilceniz olduğunda baktığınızın kanıtı olmaktadır.
 Yunus Emre, Mevlana ;bakmak ve görmenin ötesine gitmişler ,yüzyıllarca önce , irfan ve müşahede yoluyla görme düzlemlerine ancak sıradan/günlük tecrübe düzeninden çıkarak ulaşmayı başarmışlardır. Onların insana bakış açıları; onun bir 'sevgi varlığı” ,  sevginin de  insanda birleştirici, bütünleştirici bir eğilim niteliğinde olduğudur. İyiliği emretme, kötülükten men etme  düşüncelerini anlatmayı amaç edinmişlerdir. Yeni şeyleri keşfetme içgüdümüzü birazda 13.yüzyılda bile varolan Yunus Emre’nin şiirleri , Mevlana’nın Mesnevi ‘si ile insanın var olan duyusunu tekrar hissedebilirsek ne mutlu bize. Ne mutlu farkında olana. Sözü Müşfik Kenter’in o güzel sesinden dökülen bu kelimelerle ile tatlıya bağlayalım;
 Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?

Hiç vaktiniz yok, "Fast live", "Fast food", "Fast music", "Fast love"...
Dikte ettirilen "yükselen değerler", "in" ler, "out" lar...
Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi.
Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum!
Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?
İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?
Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?
Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?
Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?
Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?
Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?
Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?



9 Nisan 2020 Perşembe

BAĞIŞIKLIK UÇURUMU




Tüm yazılarımızı https://www.youtube.com/channel/UCdKhsLe3pcLuOO_jfyru1kg  adresinden 

yenidünyayarat  hesabıyla videolu izleyebilirsiniz.

Bir zamanlar bir haber okumuştum. Haberde bir parkta yürüyüş yapan birkaç kadın saldırıya uğramıştı. Haberin devamında saldıran kişinin sözleri dikkat çekiciydi.
“Biz karnımızın açlığından, ağız kokumuzu unutmaya çalışırken siz fazla yemekten eritemiyorsunuz “diyordu.
Maalesef geçmiş, bizim peşimizi bırakmamaya devam edecek.  Geçmiş, peşinden izlerimizi sürükleyen bir uzun, kara pelerin olmuş.
Ne yediği vitaminlerinden,  gramlarına kadar hesap edilen insanlarla, üç öğünden birini karın doyurmak için seçmek zorunda kalan insanlar arasında bağışıklık seviyesi elbette ki aynı olmayacaktır. Bu hastalıktan kurtulma oranını, iyi beslenemeyen insanlar açısından oldukça düşük seviyelere çekecektir.
 Örneğin, Hindistan’da, şu an sokağa çıkma yasağı, zaten yaşam kalitesinin çok düşük olduğu bu kentte trajedi yaşattırıyor. Kayıt dışı işçilerin, kendilerini günübirlik hayata tutunma imkanının da ellerinden alınmasıyla yapılacak şeylerin kesinlikle insanüstü gayretler sarf ettirmesi gerektirdiğini maalesef tüm “Dünya” biliyor.
Üstü örtülerek yapılan tüm çalışmaların aslında delik bavullarla taşındığını ve yolda giderken ne zaman patlayacağını maalesef ki tüm “Dünya” korkarak ama hiç bir şey yapmayarak bekliyor.
Bu anlamda bakıldığında, şu an bir hastalığı iyi etmek için o hastaya ateş etmekten öte bir seçim olabileceğini düşünenlerde yok değil elbette. Ama onlarında imkanları kısıtlı.
Şimdi gelelim bulunası aşılara. Az olana talep fazladır. Bu da ekonomik anlamda o ürünü pahalı yapar. O halde bağışıklık oranı en yüksek olanlar, yani gelir seviyesi yüksek olanlar, bu aşıya daha çabuk kavuşacak anlamı çıkarabilir miyiz buradan?
Bağışıklık uçurumu, aslında gelir uçurumu, coğrafya talihsizliği ne derseniz diyin, ama kader olmamalı. En azından bu dönüm noktasından .
Bu yazımızdan itibaren tüm yazılarımız sesli bir şekilde youtube kanalımızda “yenidünyayarat”, bu istek kör okuyucularımdan geldi. Sevgiyle kendilerini selamlıyorum.